• Email : info@siteniz.com

  • Telefon : 1-900-324-5467


1. Murat           (gösterim sayısı: 525)
boşluk
Yavuz Günay
Kurucu
Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 25.07.2013
İleti Sayısı: 159
Şehir: Sakarya
Durum: Forumda Değil
Konu Tarihi: 17.11.2013- 01:37
Alıntı yaparak cevapla  
Resim Ekleme

1.Murat

Üçüncü Osmanlı padişahı. 29 Haziran 1326’da Bursa’da doğdu, 28 Ağustos 1389’da Kosova’da öldü.

Orhan Bey’in oğludur. Annesi Yarhisar Tekfuru’nun kızı Nilüfer Hatun’du. I.Murad, Osmanlı tarihinde daha çok "Hüdavendigâr" sanı ile anılır. Lalası Şâhin Paşanın yanında dînî, millî, idârî ve askerî kültürünü arttırdı. 1340’a doğru Bursa’da sancakbeyliği yaptığı sanılmaktadır. Ağabeyi Süleyman Paşa’nın Rumeli'de başlattığı bir dizi fetihte yardımı görüldü ve Süleyman Paşa 1359’da ölünce bu bölgedeki birliklerin komutanlığını üstlendi ve Osmanlı tahtına veliahd tâyin edildi.

1361 yılı sonlarında Orhan Bey’in ölümü ardından Bursa’ya çağrılarak bey ilan edildi. Beyliğe getirilişinde o dönemdeki siyasal kararlarda ağırlıkları bulunan Bursa Ahileri’nin etkisi büyük oldu. Orhan Bey’in ölümü, Bizans’la ilişkileri gerginleştirdi. I.Murad’ın Bursa’ya geçmiş olmasını fırsat sayan Rumlar, yitirdikleri toprakları geri almak için harekete geçtiler. Ahiler de Ankara’nın yönetimine el koydular. Bizanslı yöneticilerin kışkırttığı Osmanlı şehzadeleri ve özellikle Şehzade Halil, ciddi bir sorun olmaya adaydı. 1362’de Ankara’ya yürüyen I.Murad, kenti Ahiler’den teslim aldı. Buradan, kardeşlerinin kaçtığı Eskişehir’e yöneldi. Burayı da Ahiler’den geri aldı ve ağabeyi Halil ile iki kardeşini öldürttü. Olay, Osmanlı tarihinde, taht için kardeş öldürme olaylarının ilkiydi.

Osman ve Orhan beyler, yönetim ve askerlik işleri için, kardeşlerini ya da oğullarını yardımcı seçerlerken Murad Bey, bu olanaktan yoksundu. Dolayısıyla yeni bir geleneği başlattı ve Çandarlı Kara Halil Hayreddin’i (Paşa) kazasker, lalası Şahin Bey’i de (Paşa) beylerbeyi atadı. 1363’te Rumeli’ye geçti. Lüleburgaz ve Çorlu’yu geri aldı. Akıncı komutanları Evrenos ve Hacı İlbey de Keşan, İpsala, Dimetoka ve Dedeağaç’ı Osmanlı topraklarına kattılar. Bu yılın sonbaharında, çevresiyle bağlantıları kesilen Edirne Sazlıdere’de Rum-Bulgar ortak güçleriyle yapılan bir savaştan sonra fethedildi. I.Murad'ın ilk önemli başarısı bu oldu. Rumeli fetihlerini sürdürmek, Edirne’ye Batı’da yeterli bir güvence alanı kazandırmak için, Dimetoka’yı karargâh seçti.1364’te Filibe ve Gümülcine alındı. Bulgarlar ve Sırplar, Osmanlılar’a karşı Avrupa devletlerinden müttefikler bulmaya koyuldular. I.Murad ise, alınan Rumeli topraklarına Anadolu’dan göçmenler getirerek bölgede yerleşmeyi sağlayacak önlemler almaktaydı.

Sırp Sındığı


İlk kez Osmanlı veziri sanını alan Çandarlı Kara Sırp Halil Hayreddin Paşa, beylik sınırlarını aşan devletin, Sındığı askeri yapısına el attı ve 1365’te Yeniçeri Ocağını Savaşı kurdu. Bu, fetihlerin sürdürüleceğini gösteriyordu. Karşı ittifak ise, papa V. Urbanus’un çabaları sonucu kurulabildi. Sırp Kralı Uroş önderliğinde, Macarlar’ı, Bulgarlar’ı, Sırplar’ı, Lehler’i ve Bosnalılar’ı kapsayan geniş bir ortaklık, kalabalık bir ordu çıkardı ve 1365’te Edirne’yi hedef seçti. Beylerbeyi Lala Şahin Paşa, Bursa’daki Murad Bey’den yardım isteme gereği duydu. Fakat bu istek yerine ulaşmadan, Hacı İlbey komutasındaki baskıncı bir süvari birliği müttefik ordusunu Meriç vadisinde yendi. Sırp Sındığı denen bu zaferin hemen ardından I.Murad Karabiga’yı aldı. Burayı, Anadolu-Rumeli arasında köprübaşı yaptı ve epeyce bir kuvveti karşıya geçirerek Rumeli’nde iki yıl kadar sürecek yeni bir sefer başlattı. Gelibolu’yu geri aldı. Aydos, Süzebolu, Karinâbad kaleleri, Hayrabolu bu dönemde ele geçti. 1367’de Yanbolu ve Samakov, 1368’de Vize, Pınarhisar, Kırklareli ele geçirildi. Bu hızlı ve planlı yayılış, Bulgar Kralı Ivan Şişman’ı, antlaşmaya zorladı.

I.Murad'ın Balkanlar’daki yayılma siyaseti, 1374’e dek aralıksız sürdürüldü. Savaş deneyimleri giderek artan ve bölgeyi daha yakından tanıyan Türk komutanlar, Batı Trakya’yı, Makedonya’nın önemli bir kısmını ele geçirmede güçlük çekmediler. Halil Paşa, Selanik önlerine kadar ilerledi. Köstendil, kısa bir süre için Osmanlılar’ın sınır noktası olurken 1374’te Sırp Kralı Lazar Hrebelyanoviç de barış istemek zorunda kaldı. Bu hızlı yayılışı güvenceye alabilmek için, işgal edilen topraklarda kalan birçok küçük kalenin de fethedilmesi gerekiyordu. I.Murad 1375’te bu amaçla Rumeli’ye geçti. Malkara’yı karargâh edinerek bu tür noktaların alınmasını yönetti. Ferecik, İnceğiz, Çatalburgaz kaleleri Türkler’e geçti.

Anadolu Beylikleriyle İlişkiler

Bundan sonra, kuvvetlerin ağırlığı Anadolu’ya kaydırıldı. I.Murad 1376’dan 1382’ye dek beş yıl, Bursa’da kaldı. Bir yandan imar çalışmalarına, bir yandan da Anadolu beylikleriyle ilişkilere önem verdi. 1381’de Germiyanoğulları Beyliği’nin elindeki Kütahya, Tavşanlı ve Simav’ı barışçı yoldan ülkesine kattı. Bunu, 1382’de Hamidoğulları’ndan 80.000 altın karşılığı Akşehir, Yenişehir ve Yalvaç’ı alması izledi. Anadolu’daki bu güçleniş paralelinde Bulgaristan’ın Sofya, Niş ve Manastır gibi önemli merkezleri alındı. Kara Timurtaş Paşa, Evrenos Bey ve Çandarlı Halil Hayreddin Paşa 1385’e dek bu bölgede savaşları ve akınları sürdürdüler. 1383’te, Çandaroğulları beyi II.Süleyman Şah Osmanlı korumasına girdi.

1385’te oğlu Savcı, Bizans prensi Andronikos’la birlik olarak ayaklandı. Ancak yenilerek öldürüldü. I.Murad, oğluyla bu acı hesaplaşmanın hemen ardından, kızı Melek Hatun’un kocası Karaman Beyi Alaeddin’le uğraştı. 1387’de asi damadının işgal ettiği Beyşehri’ni kurtarmak için Karaman topraklarına yürüdü. Kayınpederine karşı kalabalık bir Türkmen ordusu çıkaran Alaeddin Bey yenildi ve Konya’ya sığındı.

Kosova Savaşı ve Ölümü

Osmanlılar’ın iki yönlü genişleme ve yerleşme siyasetine karşı Sırplar, Arnavutlar, Hırvatlar, hatta Karamanoğulları 1388’de güçlü bir birlik oluşturdular. Birlik güçleri önce Balkanlar’daki Osmanlı garnizonlarını bastı. Bu cesaretli çıkış, Macarlar’ı, Eflâklılar’ı, Lehler’i, hatta Osmanlı boyunduruğundaki Bulgarlar’ı da yüreklendirdi. Murad Bey, soğukkanlı bir siyaset izleyerek Rumeli’ye asker, cephane ve erzak yığdı. Çandarlı Ali Paşa, Tırnova’yı alırken kendisi de ordu ile Bulgaristan’a girdi. Ali Paşa’nın fetihleri Tuna boyunca Niğbolu’ya dek uzadı. Bulgar Kralı Şişman, koşulsuz teslim oldu. Bu başarı, karşı ittifakı, Bulgar desteğinden yoksun bırakmakla kalmadı, büyük bir savaşın ne denli pahalı olacağını da örneklendirdi. Sofya, Köstendil, Kartova yolu ile Usküp yakınındaki Karatavuk Ovası’na (Kosova) gelindiği zaman, düşman kuvvetlerinin de buraya pek yakın bir noktada olduğu öğrenildi. I.Murad, ordusuna geleneksel düzeni verdi. Merkezi doğrudan yönetecekti. Ön safı Yeniçeriler tutuyordu. Onları gerideki topçu bataryaları koruyacaktı. Şehzade Yakub sol, Bayezid sağ kol birliklerine komutan seçildiler. Karşıda, Sırp Kralı Lazar, prensler, Bosna, Eflâk, Macar, Hırvat beyleri ve birlikleri vardı. 28 Ağustos 1389’da yapılan savaş sekiz saat sürdü. Şehzadelerin çabaları ile düşman ordusu bozguna uğratıldı, kaçanlar kovalanmaya başlandı. Ancak I.Murad, nasıl olduğu aydınlığa kavuşmamış bir biçimde, Miloş Obiliç (Kabiloviç) adlı bir Sırp tarafından savaş alanında şehit edildi. Olay, Osmanlı ordusunu bir öç duygusuna itti. Kral Lazar ablukaya alınarak yanındakilerle birlikte kılıçtan geçirildi.

I.Murad’ın cenazesi Bursa’ya gönderilerek Çekirge’deki türbeye gömüldü. Kosova’da şehit düştüğü yer ise “Meşhed-i Hudavendigâr” olarak Türkler tarafından önemli bir yer sayıldı. Yüzyıllarca önemini korudu.

I.Murad, döneminin siyasal koşullarını iyi değerlendirmiş, Orhan Bey’den devraldığı beyliği, askeri, iktisadi ve siyasal bakımlardan bir devlet gücüne ulaştırmıştır. Anadolu beyliklerinin bir bölümünü uzlaşmacı girişimlerle Osmanlı egemenliğinde eritirken, bir bölümü üzerinde de yaptırımcı bir denetim kurmayı amaçlamıştır. Bizans’ı, vergi ödeyen bağlı bir devlet durumunda tutması; Memlûkler’le dost geçinmesi; çok uzaklardaki Azerbaycan ve Altın Ordu hükümdarları ile yazışması; Venedik ve Cenovalılar’la ticareti ve tutsak değişimini öngören antlaşmalar imzalaması güttüğü siyasetin ana çizgileri olarak gösterilebilir. Döneminde Osmanlı kültür ve sanat yaşamı canlanmış, özellikle Osmanlı mimarlığı, sanatsever kişiliğinin koruyuculuğunda gelişmeye başlamıştır.

Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör 2. Murat Admin 0 368 17.11.2013- 01:47
Konu Klasör 4.Murat Admin 0 1117 17.11.2013- 02:35
Etiketler   Murat

Web Turkiye - Türkiyenin Paylaşim Portali

Contact Info

  • adres
  • mail
  • telefon: (0000) 0000 0000

mesaj gonder!

Copyright © 2012-2014 Web Türkiye Tüm Hakları Saklıdır.

yukari